MÖ/MS ayrımından kısa bir süre sonra, yaklaşık MS 900’e kadar süren Klasik dönemin başlangıcını oluşturan, Mezo Amerika’daki ilk büyük kent ve imparatorluk kuruldu. Meksika vadisinin kuzeydoğu kısmında yer alan Teotihuacan yerleşmesi büyük bir alanı kaplar ve sayısız konut topluluğunu, tapınakları ve onların asıl çağrışımları olmasalar da daha sonra neredeyse kesin olarak artık Güneş ve Ay olarak adlandırılan devasa iki piramidi içerir.

teotihuacan1

Zirvesinde olduğu MS 500 dolaylarındaki aşağı yukarı 100.000’lik nüfusu onu dünyadaki en büyük kentlerden biri yapıyor ve etkisi Mezo Amerika’nın her yerine yayılıyordu. Buna rağmen, Mezo Amerika’daki tüm uygarlıklar arasında en az anlaşılmış olanıdır ve doğasına ilişkin neredeyse tüm önemli sorular yanıtsız kalmıştır. Kentin gerçek bir yazıya sahip olmadığı görülmektedir, yalnızca az sayıda hiyeroglif simgeye rastlanmıştır. Bu simgeler Mezo Amerika’da kullanılan diğer sistemlerle bazı benzerliklere sahiptir, ancak diğer yerlerde kullanılan karmaşık takvimlerin göstergeleri çok azdır. Kenti kimlerin inşa ettiği, hangi dili konuştukları ve kentlerine hangi adı verdikleri bilinmiyor. Kuskusuz (dini ve askeri işlevlerin bir karmasıyla birlikte) güçlü elit hükümdarların bulunduğu çoksınıflı bir toplumdu, ancak kısa bir süre sonra Mayalarla birlikte bulunmuş olan, hükümdarları yüceltmeye adanmış anıtlardan yoksundu ve daha önce Monte Alban’da görülen fetih ve ele geçirme sahneleri burada yoktu. Askerlik kuşkusuz önemliydi, ancak kentin bir savunma duvarı yoktu.

teotihuacan2

Yöreye Meksika vadisinin diğer bölümünden daha geç bir dönemde, M.Ö 150 dolaylarında yerleşildi. Bereketli toprağı, sulama yapılması ve bölgedeki obsidiyen yataklarının işletilmesi sayesinde bu bölge süratle gelişmişti. Daha önemlisi, dini bir yer ve tören alanı olarak kullanılmasıydı. Takvimin önemli bir dönemini gösteren bir tür astronomik konumlanma şekline sahipmiş gibi görünen Güneş Piramidi’nin tam altındaki önemli oranda onarılmış doğal bir mağarayı merkez alıyordu artık.Yerleşme, devasa bir alan üzerine özenli ancak oldukça zorlama bir plana göre tasarlanarak kentin yeniden inça edildiği MS 150 dolaylanna kadar büyümeye devam etti. Döneminde, dünya üzerindeki herhangi bir yerden daha kapsamlı bir şekilde planlanmış bir kentti. Ana aks, “Ölüler Sokağı” olarak adlandırılandı; etrafında, her biri Mezo Amerika’da başka hiçbir yerde görülmeyen çok farklı bir mimari stile sahip üç tapınağın, 23 yapı grubunun inşa edildiği bir dizi meydan bulunuyordu, ayrıca, merkezi konumda bir “saray” ve idari yapılar konumlanmıştı. Her iki büyük piramit de tam olarak 15°28′ kuzeydoğu yönelimli bu aks boyunca konumlanmıştı. Ana doğu-batı aksı planlı bir şekilde, “Ölüler Sokağı”na dik olmayıp 16°30′ güneydoğuya bakacak şekilde uzanıyordu.Yerleşmenin doğal topografyasına uyumlu olmadığı için bu yönlenmeler inşaata uygun değildi. Kent boyunca zemin döşemelerine ve kaya çıkıntılarına kazınmış olarak bulunan bir dizi “artı işareti izi”, dikkatli bir şekilde seçilmiş olduklarını kanıtlar.

Bunlar kentin ana yönlenmelerini tekrarlayan iki aks tarafından dörde bölünmüş bir dizi eş merkezli daire oluşturur. Doğu-batı yönlenmesi 18 Mayıs MS 150 de, güneyin Teotihuacan’ın tam tepesinden geçtiği ilkbahar gününde Pleiades’in güneşe yaklaşmasına işaret ediyor gibi gözükse de, dikkatle seçilmiş bu iki yönün önemi bilinmiyor. Kent önemli iç sınırları belirten bir dizi duvarla da kendi içinde bölünmüştü. Sanatı açık bir şekilde çok karmaşık bir sembolizm içermekle birlikte, Teotihuacan’daki dini inançların doğası belirsiz. Birçok tapınak eller yerine pençeleri ve insan kalplerinden yapılmış bir başlığı olan bir tanrıçanın varlığnı kanıtlar; ikincisi yerleşmede yaygın bir motiftir. Teotihuacan belirgin diğer bir Mezo Amerika Öğesinin tespit edilebildiği ilk yerdir; bu, daha çok Yunan mitolojisindeki Prometheus a benzer bir yolla insanlara uygarlığı getiren bir kültür kahramanı olan (Nahualar tarafından adlandırılan, Quetzalcoatl) Tüylü Yılan’ın tapınağıdır.

teotihuacan3

Çevresinde (her biri çiçeklerin taç yapraklanndan oluşan tasma hariç 4 ton ağırlığında) yılan başlarından uzun bir diziye sahip olan bu tapınak yapısı boyunca simetrik bir şekilde en önemli yönlerde, muhtemelen sayısı toplamda 260’a ulaşan, bir dizi insan kurban etme yeri bulunuyordu

Vadinin nüfusu, tapınaklar yapıldıktan kısa bir süre sonra, değişmesi kolay olmayan ve oldukça düzenli bir şekle girdiği görülen kentte yoğunlaşmış gibi görünüyor. Teorihuacan’ın uçsuz bucaksız konut alanı, içe dönük ve yaklaşık 54 kilometre uzunluğunda, penceresiz yaklaşık 2000 tek katlı “birim” ve onların avlular ağını içeriyordu. Her birinin yeraltı giderleri vardı. Her birinde muhtemelen altmış kişi yaşıyordu. Sokak planı nedeniyle evler de kentin kutsal düzeniyle uyum içindeydi. Bu tür evlerin Mezo Amerika’da bir örneği yoktu ve bir daha da görülmedi. Buralarda akraba gruplar yaşamış gibi görünüyor. Evlerin büyüklüğü, içlerinde yaşayan gruplara, onların statü ve mesleklerine göre değişiyordu. Kentin bazı bölümleri belirli mesleklere ayrılmıştı çanak çömlek yapanlar güneybatıdaydı ve (Oaxaca’dan olanlar batıda ve Veracruz’dan olanlar doğuda olmak üzere) “yabancılar”, belki de tüccarlar, için de ayrı yerler vardı. Egemen elit tabakayla tam bağlantıları ne olursa olsun bu birimler, güçlü bir iç disipline sahip oldukça bütünlüklü ve düzenli bir toplum yaratma konusundaki kararlılığı ve muazzam bir gücü sergiliyor.

Teoohuacan’da çok hızlı ve büyük düzenleme aşaması yaklaşık 50 yıl içinde, MS 200 dolaylarında son buldu. Bunun ardından belki yaklaşık 400 yıl süren muazzam bir istikrar dönemi oldu. Kent, Mezo Amerika’ya yayılan genş bir ticaret ağı geliştirdi. Kakao çekirdekleri bir tür ödeme şekli olabilmekle beraber, muhtemelen çoğu törensel ihtiyaçlar için olan çok sayıda malı quetzal tüyleri, yeşim, kopal, kauçuk ve kakao çekirdekleri dışarıdan alıyordu. Bunun karşılığında dışarıya obsidiyen, çanak çömlek ve kuma; satıyordu. Etkisi çok geniş bir alana yayılmıştı; artık Guatemala kentinin dış bölgelerinde kalan Kaminaljuyu yerleşmesi 1000 kilometreden daha uzaktı, buna rağmen Teotihuacan’m minyatür bir kopyasıydı.

kaminaljuyu

Bağımlı yerel bir grup tarafından kurulmuş bir tür “koloni” mi yoksa sadece bir alışveriş yeri mi olduğu bilinmiyor. Aslında, aynı şekilde, Teotihuacan “imparatorluğu”nun tüm doğası anlaşılır durumda değil. Son birkaç on yıla kadar Teotihuacan’ın öncelikle teokratik ve barışçı bir toplum olduğu düşünülüyordu. Yerleşmede yapılan son kazılarda, başlıklarındaki özel bir püskülle belirlenen askeri sınıfın, egemen elit tabakanın daima önemli bir parçası olduğu görülmüştür. Bir fetih imparatorluğu olmuş olabilir, ancak aynı şekilde sadece kültürel ve ticari bir etki gücü de olablir. Oaxaca ve Monte Alban’ın bu dönem boyunca Teotihuacan’dan bağımsız olmaya devam ettiği kesindir.

Askerler MS 600 dolaylarından itibaren Teotihuacan toplumunda daha önemli bir unsur olmuş gibi görünüyor, ancak bunun yaklaşık bu tarihlerde, Mezo Amerika’nın her yerinde görülen etkisindeki bir azalmayla ilişkili olup olmadığı açık değildir. Bütün bilinen, yaklaşık MS 750’de Teorihuacan’ın neredeyse kesin olarak iç eylemler nedeniyle tahrip edildiğidir, çünkü herhangi bir dış saldırıya ait kanıt bulunmuyor. Kentin tahribi gelişi güzel değildi. Tahribat merkezi alanlarda yoğunlaşmıştı ve “Ölüler Sokağı”ndaki tüm tapınaklar yıkılıp yakılmıştı; sadece bir kez değil, yeniden ve yeniden. Eski dini semboller sökülüp atılmıştı. Burada belli ki, kentin tüm siyasi, sosyal ve kutsal yapısının ve toplumun kalıcı ve sistematik bir yıkımı söz konusuydu. Kent, yıkılmayan az sayıda konut birimine rağmen yaklaşık 50 yıl boyunca terk edildi. Daha sonra, bir nesilden daha uzun bir süre sonra insanlar bazı konut birimlerinde yeniden yaşamaya başlamış olmakla birlikte bunlar çevredeki arazilerde basit bir şekilde tarım yapan çiftçilerdi ve bir zamanlar büyük olan kentin diğer özelliklerinden hiçbiri yeniden oluşturulmadı.