Mezo Amerika’da klasik dönemin bir diğer büyük uygarlığı, Yucatan yarımadasının başladığı noktada, Körfez sahilinden Honduras’ın kuzeyine kadar uzanan geniş bir alan boyunca tropik cangıl ovalarında yer alan Maya uygarlığıdır.

maya1

Birkaç yüzyıl Teotihuacan’la yan yana altın çağını yaşadı, ancak Teotihuacan’ın yıkılmasından sonra MS 900 dolaylarına kadar varlığım sürdürdü. Kolomb öncesi tüm Amerika kıtası uygarlıklarının en gelişmiş olanıydı; gerçek bir yazı geliştiren bir tek oydu ve ayrıca, bilinen takvimi çok daha karmaşık bir düzeyde geştirdi. Yöredeki yerleşmelerin ilk izleri MÖ 2000 dolaylarına tarihlendirilir. Yaklaşık 1000 yıllık bir süre zarfında oldukça tek tip bir çanak çömlek stili söz konusuydu ve erken dönem Olmeklerle temas kurulmuştu. Yüzyıllar geçtikçe köyler büyüdü, tören alanları yapıldı ve egemen bir elit tabaka toplumu yönlendirdi. Nihayet MS ilk yüzyıllardan itibaren geniş tapınak kompleksleri ve kamu binalarına sahip bir dizi kent büyük oranda gelişti.Yıllarca süren aracarmaya rağmen, yörede normal geçim şekli olduğu düşünülen “kes” ve “yak” tarımıyla bu tür bir toplumun nasıl yaşayabildiği açıklık kazanmadı. Bu sistemde çiftçi ağaçları yakarak bir tarla açar, birkaç eker ve ardından cangıl tarlayı yeniden kaplayınca başka bir yere geçer. Yaygın olan bu tarım yapma sistemiyle ancak nispeten düşük nüfus yoğunlukları beslenebilir ve eğer yiyecekler bu şekilde yetiştiriliyorsa, boyutlarının işaret ettiği muazzam büyüklükteki nüfus için (çoğunlukla araları 16 kilometreden daha uzak olmayan) Maya kentleri arasında yeterli alan olmadığı açıktır. Bunurda birlikte, 1970’Ierden beri yapılan radar ölçümlerini de içeren arkeolojik çalışmalar klasik Mayaların elit bir sınıfı beslemeye yeterli yiyecek fazlasını üretebilecek güçte, oldukça yoğun bir tarım yöntemi kullandıklarını gösteriyor. Tepelerin yamaçlarında cangılı temizliyor ve toprağın erozyona uğramasını engellemek için bir dizi teras kompleksi yapıyorlardı. Daha önemlisi, bataklık alanlarda yükseltilmiş tarlaların oluşturulmasıydı. Hendeklerin üzerine ızgaralar yapılıyor ve bunların üzerine tarlalara bereketli bir toprak oluşturmak üzere çamur atılıyordu. Kanallarda da muhtemelen balık besleniyordu. Bu sistem büyük oranda bakım gerektirmiş, ancak fasulye, pamuk ve kakaoyla desteklenen ana ürün mısır açısından oldukça verimli olmuş olmalı.

maya2

Maya kentleri insan, yazıt ve çok sayıda tarih betimlemesiyle taştan yontulmuş stellerin dikilmesiyle karakterize edilmişti. 19. yüzyılın ortalarında. Maya uygarlığının keşfinin neredeyse hemen ardından, Mezo Amerika takvimini önemli ölçüde geliştirmiş oldukları ortaya çıkarılmıştı. Bitmek bilmeyen 52 yıllık döngü dizileri yerine Uzun Hesap denen çok daha kapsamlı bir yapıyla birleştirilmişlerdi. Hristiyan takvimiyle artık genelde kabul görmüş bağlantısına göre, bu takvim MÖ 11 Ağustos 3114’te, var olan dünya düzeninin yaratılışıyla başlıyordu. Neden bu tarihin seçilmiş olduğu hala bilinmiyor. Uzun Hesap muhtemelen Mayalar tarafindan icat edilmemişti. Bilinen ilk örnekler, MÖ 36’da Chiapa devletinde Chiapa de Corzo’da dikilmiş olan Stel C’de bulunur. Bununla birlikte, Mayalar bu sistemi emsalsiz uzunluklara ulaştırmışlardır. Hesapları için bir temel olarak, 360 günlük tun yani “yıl”ı kullanmışlardı. 20 tun1 katun (yani 7200 gün) ve 20 katun 1 baktun (yani 144.000 gün ya da 400 tun) yapıyordu. Bu hesaplama yöntemi Mayaların geriye ve ileriye doğru uçsuz bucaksız zaman dönemlerini hesaplamalarını olanaklı kılıyordu. Bilinen en eski tarih, Quirigua’da MS 766’da dikilmiş olan Stel D’de bulunur ve 40 milyon yıl öncesini gösterir. Mayalar diğer karmaşık hesapları da başardılar. Ay döngüsünü hesaplamanın yanı sıra, Maya bölgesinde bir tutulma meydana gelip gelmediğim bilmelerine imkan olmadığı halde güneşin tutulma döngüsünü de saptamışlardı.Tüm hesapları içinde belki de en karmaşık olan Venüs’le ilgiliydi. Gezegenin 584 günlük döngüsünden haberdardılar ve bunu, 260 günlük 146 döngüye ve 365 günlük 104 döngüye eşit olduğu bilinen 65 Venüs döngüsü olarak her iki takvimlerine de uyarlamışlardı. Bununla birlikte, Venüs’ün döngüsünün tam olarak 584 gün olmadığının da bilincindeydiler ve bu nedenle, bir yılda ortalama 14 saniyelik bir hata payı bırakan 481 takvim yıllık bir zaman diliminin sonuna düzeltme eklemişlerdi. Mayalar dolaylı yoldan bir yılın 365,2550 güne eşit olduğunu hesaplamışlardı; en doğru modern hesaplamalarla elde edilen değer 365,2422 gündür. Bu hesaplamalar dünyada ancak son birkaç yüzyıla kadar başarılmış çok daha karmaşık gözlem ve hesapların bir kısmıdır. Gök bilimsel gözlemlerin ve muazzam zaman dilimlerini hesaplamanın Mayalar için açık olan önemi, bu toplumun doğası hakkında, önemli ölçüde aşınmadan önce son yıllara kadar varlığını sürdüren bir kabul oluşturmuştu. Arkeologlar tarafından, steller ve duvar resimlerindeki sayısız savaş sahnesine rağmen, Mayaları zamanlarını bu karmaşık hesap işleriyle harcayan rahiplerden oluşan bir teokrasinin yönettiği savunuluyordu. Bu büyük ölçüde İngiliz arkeolog Erie Thompson tarafından dile getirilen hükümlerin sonucuydu: 1954 yılında, “Klasik dönemin hiyeroglif metinleri tamamen zamanın akışını ve gök bilimsel konuları ele alıyor hiçbirinde kişileri ele alındığı görülmüyor,” diye yazılmıştı. Şayet bu yorum doğru olsaydı, Mayalar neredeyse bilinen tüm toplumlardan farklı olmuş olurlardı.

maya3

Thompson aynı zamanda, Maya yazısının muhtemelen deşifre edilemez olduğunu ve dikkat çekici bir şekilde, bölgede konuşulan dillerin hiçbiriyle bir ilşkisi olmadığını savunmuştu. Yukarıda alıntılanan ifadesinden sadece birkaç yıl sonra konumu zayıflamaya başladı ve son 20 yıl içerisinde Maya yazısından büyük bölümler (Thompson’un yanlış olduğuna kesinlikle ikna olduğu bir sistem kullanılarak) sonunda deşifre edildi. Mayaların yazısı aşırı derecede karmaşıktı. Bazıları aynı anlama gelen alternatifleri olmakla ve ayrıca bir dizi özel önek ve sonek bulunmakla birlikte, 800’den fazla sembol vardı. İdeografİk, hecesel ve çok sayıda fonetik öğenin bir karmasıydı. Bazı anahtar sembollerin, özellikle de farklı kentler için kullanılan gliflerin(oyma,kakma) anlamlarının yavaş yavaş anlaşılması Maya toplumu hakkındaki görüşlerimizi tamamen değiştirdi. Mayaların kendilerini, yaptıklarını ve (gerçek ya da hayali) atalarını anmak için steller diken savaşçı bir elit kesimin egemenliği altındaki küçük krallıklara bölünmüş olduğu artık açık.

maya4

Bölgedeki ilk tören merkezleri ve kasabalar MS 50 dolaylarında ortaya çıktı. Sonraki 200 yıl, Maya ovalarında küçük reislikler ve devletler arasında artan bir çatışma, savaş ve fetih dönemiydi; bazıları büyüdü, bazıları fethedildi ve yok oldular. Hükümdarlar halkı yönetmek için daha çok güç kazandıkça ve ilk hanedanlarını kurdukça buna paralel olarak Maya toplumu içinde giderek artan bir farklılaşma ortaya çıktı. MS 250-300 arasındaki nispeten kısa dönemde değişimin hızı belirgin bir şekilde arttı. Bütün bölgede hükümdarların başarılarını övmek için Uzun Hesap tarihleri ve çok karmaşık ikonografiyle anıtsal mimariler ve ilk steller dikildi. Bilinen ilk stel 8 Temmuz 292’de dikilen Tikal’deki 29 no’lu steldir.

maya5jpg

Yanıtlanması en güç sorulardan biri, Teotihuacan ile ilk Maya hükümdarları arasındaki kesin ilişkidir. Teotihuacan’un etkisi Mezo Amerika’da o kadar yaygındı ki. Mayaların bundan yalıtılmış olmaları çok muhtemel değil. Maya bölgesindeki çok büyük organizasyonun ve kentlerin ve yönetici bir savaşçı elit sıfının ilk gelişimi, büyük Teotihuacan kentinin kurulmasıyla çakışır. Bu gelişim, bu şehrin yayılan etkisine karşı yerel bir tepki olabileceği gibi, Mayaların elit sınıfı Teotihuacan ile ilişkili olarak yükselmiş ve bölgeyi onun namına yönetmiş de olabilir. Bu etki kısmen Mayaların dağlık arazisinde bulunan Kaminaljuyu’daki Teotihuacan “kolonisi” aracılığıyla gerçekleştirilmiş olabilir. Teotihuacan’m etkisi MS 350-500 döneminde hemen hemen tüm Maya kentlerinin heykelciliğinde, keramiklerinde ve ikonografısinde kesinlikle çok açık bir şekilde görülür. Tikal’in ilk hükümdarlarmdan bazılarının Teotihuacan’dan gelmiş ya da o kentlerden askeri destek almış olmaları da mümkündür. MS 445’te Tikal’de dikilen 31 no’lu stel, çevresinde Teotihuacan stilinde savaşçıların bulunduğu “Fırtınalı Gök” diye bilinen hükümdarı gösterir.

Tikal Museum - Stela 31

Tikal Museum – Stela 31

6. yüzyılın başlarında durum kökten bir biçimde değişti. Belki 500-550 arasında artan iç sorunların sonucu olarak, Teotihuacan’ın etkisi Maya bölgesinde görülmez oldu. Bu durum tüm Maya kentlerinde stel dikilmesine belirgin bir ara verilmesine denk düştü; 534-593 arasına tarihlenen hemen hiçbir stel yoktur. Bu dönemi Maya uygarlığının yaklaşık 200 yıl süren en dikkat çekici safhası izledi. En büyük kent olan Tikal’de 6 büyük tapınak ve sayısız çifte piramit grubu inşa edildi. Diğer kentlerde benzer yapı projeleri yürütülmekteydi ve her yerde muazzam sayıda stel yontulup dikiliyordu. Mayaların dünyasında siyasi yapının tam olarak nasıl olduğu biraz tartışmalıdır. Bağımsız kender kuşkusuz önemliydi. Şimdiye kadar, bilinen 35 (ve bilinmeyen 3) yerleşme için (stellere kazınan hiyeroglifık bir sembol olan) “amblem glifi” tanımlanmıştır.

Maya rise and Fall; Copan; Honduras; Detail, Leaf Nosed Bat, Emblem glyph glyph; Mayan; Maya; Ancient Cultures

Maya rise and Fall; Copan; Honduras; Detail, Leaf Nosed Bat, Emblem glyph glyph; Mayan; Maya; Ancient Cultures

AslInda bunlar hükümdarların unvarı değil, başkentin ve kontrol ettiği bölgenin yer adlarıydı. Kullanılmaları siyasi bağımsızlığa rastlar ve vazgeçilmeleri bir tür fetih olduğu anlamına gelir. Bu temel olarak alınırsa, hiçbir zaman kendi “amblem glifi” olmamış bazı kentler muhtemelen bağımsız değildi. Bununla birlikte, Tikal, Palenque ve Copan gibi büyük kentleri esas alan Mayaların, sekiz “bölgesel” birim olarak mı yoksa yaklaşık elli küsur küçük çaplı krallık olarak mı örgütlendikleri açık değildir. Örneğin Tikal’in 378’de Uaxactun’u alması ve Dos Pilas’ın 735’ten sonra 40 yıl boyunca Seibala’a egemen olması gibi bazı fetihler belirlenebilmiştir. Bazıları çok daha büyük olmakla birlikte, çoğu devlet muhtemelen başkentlerinin çevresindeki 24 kilometrelik bir alanı kontrol ediyordu. Tikal muhtemelen (çağdaşı Anglo-Sakson İngiltere’nin tüm nüfusuna eşit) 1.500.000 kişinin yaşadığı bir alana egemendi. Savaş yörelere bağlı olmamış olabilir ve genellikle yeterli adamın tarımdan ayrı kalabileceği kasım-mayıs arasındaki yağışsız mevsimle sınırlıydı. Bu dönem boyunca Mayalara küçük bir elit sınıf egemendi. Son dönem tartışmalarının çoğuna her ne kadar çeşitli ketlerde “hanedanlar” bulunduğu düşüncesi hakim olmuşsa da, tahta geçişin ne dereceye kadar soya bağlı olduğu belli değildir. Bazı durumlarda bu kesinti ve soy genellikle babadan oğula geçtiği halde, her ikisi de Palenque’den olan iki kadın hükümdar bilinmektedir: Leydi Kanal -İkal (583-604) ve Leydi Zak-kuk (612-615). Gerçi ikincisi oğluna naiplik yapmış olabilir. Bazı stellerde farklı kentler arasında kraliyet evlilikleri yapıldığı kayıtlıdır. Aynı zamanda elit sınıf içinde şiddetli bir çekişme vardı. Tikal’de birçok stel daha sonra gelen hükümdarlar tarafından kasıtlı olarak kırılmış ve üzerindekiler silinmişti ve Copan’da, kraliyet ailesinin içinde önemli anlaşmazlıklar yaşanmıştı. Stellerin ardında yatan karmaşık hesaplamaları yapabilen bir “rahipler” grubu olması gerektiği halde, Mayaların dünyasına siyasi gücün egemen olduğu artık kesindir. Bu anıtlar hükümdarın doğum günü gibi önemli tarihleri ve saltanatı sırasındaki önemli olayları göstermek için genellikle tahta çıkışın 5. ve 25. yıl dönümlerinde dikiliyordu. Bunlar muhtemelen, bir vatoz dikeni ve bir sicimin hükümdarın karısının dilinden ya da hükümdarın penisinden geçirildiği özel bir kan alma töreniyle bağlantılıydı. Dökülen kan daha sonra hükümdarın atalannın ruhlarını çağırmak için kullanılıyordu. Binlerce yıl geriye giden destansı secerelerin hesaplanması bu yüzdendi.

maya8

Maya uygarlığının zirvesi nispeten kısa ömürlü oldu. 731-790 arasında, karşılaştırılabilir diğer tüm dönemlerden daha fazla anıt dikildi.Yine de 800’den sonra tüm bölgede hızlı bir gerileme görüldü. Son hanedan anıtları Copan’da 820’de, Tikal’de 879’da ve Uaxactun’da 889’da dikildi. Bilinen son Uzun Hesap tarihi 909 dür ve sistem daha sonra gelen Mezo Amerika toplumlarının hiçbiri tarafından yeniden canlandırılmadı. Mayaların çöküş nedenleri uzun süre tartışılmıştır, ancak hala açıklığa kavuşmuş olmaktan çok uzaktır. Can alıcı faktörlerden biri, şüphesiz, özellikle nispeten hassas geçim bazında elit sınıfın toplumun geri kalan kısmına uyguladığı baskıydı. Nüfus arttıkça bölgenin büyük bölümünde tarım arazisi, kereste ve yakacak temini ve tören binalarını sıvamak amacıyla muazzam miktarlarda kireç sıvası yapmak için ormanlar kesilmişti. Maya ovalannın tropik toprakları erozyona yatkındır ve bu sadece tepelerin yamaçlarındaki tarlalara zarar vermekle kalmıyor, aynı zamanda bataklık alanlarda bulunan yükseltilmiş çok hassas tarla sistemini de etkiliyordu. Büyüyen tarımsal sorunların ilk işarederi, artan çocuk ölümleri ve köylüler arasında gıda eksikliği ve kötü beslenme hastalıklarının görülmesiyle 8. yüzyıl boyunca mezarlarda kendini gösterdi. Mayaların elit sınıfını besleyecek tarımsal artı ürün azaldıkça, elitlerin halk kitlesinden taleplerinin artmış olması olası görünüyor. Hemen hiç bürokrasisi olmayan ve kendini korumak için çok kısıtlı imkanlara sahip olan Maya devleti zayıftı. Çöküş döngüsü hızlı oldu. Büyüyen iç sorunlar ve baskılar bir “köylü ayaklanması”na yol açmış olabilir ve içten içe çöküşün doğası tam olarak ne olmuş olursa olsun, bu, bazı yerleşmelerde görülen yabancı fetihlerim kuşkusuz daha da kolaylaştırdı. Bir yüzyıldan daha kısa bir sürede ovalardaki Maya toplumu çok daha basit bir düzeye geri döndü, nüfus seviyesi düştü, kentler terk edildi ve hanedanlık anıtlarını cangıl kapladı.