Bu kadar büyük bir mesafeyle birbirlerinden ayrılıktan düşünülecek olursa, Madagaskarlıların inançlarının rallilerin ve Malayalılarınkine bu denli yakından benzemesi şaşırtıcı gelebilir; fakat bu durum, bunların ırken birbirlerine çok yakın akraba olduklarını hesaba kattığımızda ko­laylıkla anlaşılabilir. Drury bunları “Yukarıdaki Tanrı” diye tabir ettikle­ri yüce bir tanrıya ve insanlar ve yukarıdaki Tanrı arasında aracılar olan dünyanın dört bir cihetinin diğer dört tanrısına tapanlar diye tarif etmiş­ti. Ellis ipek, pirinç, para, gök gürültüsü ve şimşek ve depremler, eski ataları ve ölmüş bir hükümdar gibi, yeni veya faydalı ya da alışılmadık olan her şeye tanrı denildiğini bildirmektedir. Kral Radama hakkında “şiddetli bir gökgürültüsü ve fırtınalı sağanak esnasında, coşku ve he­yecanla topunu ateşlediği anlatılır”. İngiliz elçisi bunun nedenini sordu­ğunda, ‘Oh!’ der, ‘biz birbirimize cevap veriyoruz. Tanrı yukarıdan gök­gürültüsü ve şimşeğiyle konuşuyor ve ben de ona barut ve topumla ce­vap veriyorum.’ ” (Ellis)

 

Madagaskar’da her evin, ailenin hatta her bir ferdin kendine ait put yahut efsunları vardır, bunların kimisi insan biçiminde bir tahta parça­sı, kimisi biçimsizdir.. Bir davar sürüsü gördüklerinde, avlayacakları es­nada, sürünün ait olduğu tanrıya bunlardan birkaçını kendilerine bahşetmesi için yakarışta bulunurlar. Yılanların tanrılarının vekilleri oldu­ğuna inanırlar ve benzer bir inançla timsaha saygı duvarlar. Güçlü, kud­retli ölülere tahsis edilen sunaklar en görkemli dağların üzerine inşa edilmiştir ve yakın zamanlara kadar dua ve kurban için hâlâ ziyaret edilmekteydi.

 

Madagaskarlılar kehanete büyük bir inanç beslerler. Kehanet büyük ölçüde, kralın ve yanı sıra her bir yerin önde gelen adamının elindedir. Putlar yöneticinin özel koruma ve gözetimi altındadır. Tapmaktan iba­det yeri olarak düşünülmemiştir. Kurbanlar her evin kutsal taşı üzerin­de ya da özellikle kutsal addedilen bir mezarda sunulur.

 

Sikldy denilen özel bir kehanet biçimine sahiptirler. Fasülye, pirinç, saman, kum ya da kolaylıkla sayılıp bölünebilecek herhangi bir nesne ile bir satranç oyunu gibi icra edilir ve oluşan belli konumlara, sayıla­ra ya da sıralara isimler verilir. Gerçek ya da hayali, mevcut ya da se­zinlenen kötülükler durumunda ne yapılması gerektiğiyle ilgili bir sonu­ca ulaşmaya matuf belirli kurallar vardır. Buyrultular genellikle tanrıların lütfunu elde etmek için bir tür takdime ya da kötülüklere mani olmak için atılması gereken bir şey ile ilgilidir. Felaketler sikidy’nin gös­tereceği doğrultuda sunulan yakancı mahiyetteki takdimelerle önlene­bilir; Sikidy ve aynı zamanda yeni doğan çocuğun kaderini öğrenmek için de danışılır.

W.Ellis bir Madagaskarlının öldüğünde, neredeyse son nefesini verdiği aynı anda bütünüyle yok olacağına inandığını, ama yine de. mezarlârının üzerinde dolaştıklarına inandığı atalarına dua etme alışkanlığın­da olduğunu bildirir. Şayet cenaze törenleri gerektiği gibi yapıldıysa, ölünün hayaletinin vahşi kedi ve baykuşlarla ve kötü ruhlarla birleşmeyeceğine, huzurlu ya da mesut bir duruma kavuşacağına inanırlar. Radama’nın Kabrine bir masa, iki sandalye, bir şişe şarap ve su ve iki bar­dak konulur. Rüyalara dînî bir nazarla bakarlar ve iyi ruhun gelip Ken­dilerine bir şeyin ne zaman yapılacağını söylediğini ya da bir tehlike ile ilgili olarak kendilerini ikaz ettiğini düşünürler.

 

Ölmüş bir kişiyi gömmek için ölülerin gömüldüğü yere girmezden önce Madagaskarlılar genellikle usulen, buraya gömülmüş ailenin her bir ölü üyesini çağırıp, bir akrabasının buraya gömüleceğini bildirir ve yeni gelenin iyi karşılanacağına olan umutlarını dile getirirler, özellikle ölünün bağlı oldukları, büyük miktarda mal ve eşya mezarlara bırakı­lır. Karmakarışık saçlar, üzüntü ve nedamet ifade eden hareketler, ka­ba, bayağı elbiseler aşın kederin harici işaretleridir. Saçlar yolunur, gö­ğüsler çizilir ve ölü duygusuz bir tarzda ziyaret edilir