1532 de İspanyollar Peru’ya geldiklerinde, İnka İmparatorluğu bugünkü Kolombiya’nın güney sınırından Orta Şili’deki Maule Nehri’ne kadar 4000 kilometreden daha uzak bir mesafeye uzanıyordu. Amerika’daki Kolomb öncesi imparatorlukların en büyüğüydü ve Avrasya’daki benzer imparatorlukların her birinden daha büyük bir alana yayılmıştı. Mezo Amerika’daki Aztek imparatorluğu gibi, îspanyol fethinden bir yüzyıl kadar önce nispeten geç bir tarihte kurulmuştu.

inka-1

MS 1200 dolaylarında Tiwanaku Devleti’nin yıkılmasından sonra dağlık kesimdeki çeşitli küçük devletler birbirleriyle neredeyse sürekli bir çatışma içindeydi. Bu sıralarda Güney Andlar’da bronz ilk defa yapılmıştı ve süs eşyasının yanısıra ilk madeni silahlar için kullanılıyordu. İnkalar aslen uzun süre Titicaca bölgesindeki Colla ve Lupaca krallıklarına bağlı Cuzco civarındaki bir bölgede küçük köylerde yaşayan çiftçilerdi. Erken sosyal örgütlenmeleri, Meksika Vadisi’ndeki Meksikalarınkine dikkat çekecek kadar benzerlik gösterir ve bu durum tüm dünyada bu gelişme seviyesindeki birçok başka grupta şüphesiz aynıdır. Toplumun
temelini ayllu oluşturuyordu; ortak bir atadan geldiğine inanışları, bazı ailelerin birbirlerinin evlerini yapmak üzere birlikte çalışan, aynı zamanda tek başlarına izledikleri topraklara sahip akrabalık grubu. İnka imparatorluğu kurulduğu zaman ayllu’br wracas diye bilinen ve ortak çalışmaları örgütleyebilen babadan oğula reisler tarafından yönetiliyorlardı. Benzer bir sistemin erken İnka tarihi için de
geçerli olup olmadığı bilinmiyor. İnkaların yaklaşık 1400’den önceki erken siyasi örgütlenmesini belirlemek aynı derecede zor. Otorite, muhtemelen ayllu liderleriyle sinchi diye bilinen ve İnka olmayan diğer köylerle yapılan bitmek bilmeyen düşük yoğunluklu çatışmalarda başarılı olurlarsa daha kalıcı olabilen geçici savaş önderleri arasında paylaşılmıştı. İnkaların erken dönemde karmaşık bir dinleri
vardı. Tiwanaku’dan yaratıcı tanrı Viracocha, güneş tanrısı Inti ve gök gürültüsü ve hava tanrısı Illapu inancını almışlardı. Bununla birlikte, bunlar farklı tanrılar değillerdi (bu hata İspanyolların yanlış anlamasından kaynaklanmıştır), aksine, tek bir tanrının farklı görünümleriydiler. Bu ibadetin yanı sıra bir kişi (mumyalanmış bir beden), kutsal bir yer veya heykel benzeri bir nesne olabilen bir huaca silsilesi vardı. Huaca kutsaldı ve bir dizi huaca aracılığıyla yasallaştırılan her ayini bakımlarını üstleniyordu. Bu bakım içi normal olarak ayin içindeki, tarlalarda çalışamayacak
kadar yaşlı olanlar tarafından yapılırdı.

inka-2

İnka yayılması 15. yüzyılın başlarında Viracocha’ın zamanında başladı.Virococha, İnka hanedan listesinde sekizinci sırada olmakla beraber, hakkında gerçek birbilgiye sahip olduğumuz ilk kraldır. Geçici savaş önderlerinin aksine muhtemelen İlk gerçek kraldı ve Cuzco’nun çevresindeki yörenin fethine girişti. Büyük yayılma, kent Inka karşıtı kasabaların bir koalisyonu tarafından kuşatılırken muhtemelen
bir askeri darbeyle Cuzco’da iktidarı ele geçiren Pachakuti (1438-1471) zamanında başladı. Bu kral, Inka devletini ilk Aztek hükümdarlarının Meksika Vadisi’nde iktidarı ele geçirdikten sonra yaptıklarına çok benzer bir şekilde yeniden yapılandırdı.

inka-4

1450’lerde înkalar dağlık kesimin büyük bölümünde veTiticaca Gölü havzasında kontrolü ele geçirmişlerdi. Daha sonra And Dağları’ndan sahil bölgelerine yayıldılar, 1463-1471 arasında Çimu Devleti’ni yenmek için kuzeye ve daha sonra 1493’de güney bölgesine girdiler. 1490’larda ana yayılma dalgası son bulmuştu.

İnkalar imparatorluklarını Tawantinsuyu -“Dört Yörenin ilkesi”- olarak adlandırıyorlardı. Bu ad dünyayı algılamanın temel bir Inka biçimini yansıtıyordu.Başkent Cuzco (ki anlamı “dünyanın göbeği” idi) “bölgeler” eşit büyüklükte olmamakla beraber -güneybatıdaki çok çok büyüktü- benzer şekilde bölünmüştü. imparatorluk gibi, kent de her bölge için bir tane olmak üzere, dört apu tarafından yönetiliyordu. Bölgelerin her biri, imparatorluğun ilk döneminde üç statü grubuna bölünmüş olan Inka sosyal örgütlenmesiyle de çok karmaşık bir şekilde ilişkiliydi. Her biri ceque’de temsil ediliyordu: bir ritüel ve sosyal örgütlenme.
Cuzco nun merkezinde Coricancha yani Güneş Tapmağı vardı. Bu tapınak imparatorluğun (ve dünyanın) merkezi olarak görülüyordu ve yönü özenle günde numune göre belirlenmişti; yazın güneşin doğuşunu ve kışın güneşin batışını esas alıyordu. Ekim takvimindeki önemli tarihler tapınaktan vadinin tepesindeki çeşitli kulelere uzanan diğer önemli yer belirleyici hatlar sayesinde belirlenebiliyordu.

inka-5

İnkalar atalara tapmayı kuzeydeki rakip Çimu İmparatorluğu’nda olduğundan çok daha ileri seviyeye taşımışlardı. Ölü kralların bedenleri mumyalanıyor ve înkaların en kutsal huaca’larına dönüştükleri Coricancha’da nişler içinde sergileniyorlardı. (İnkalann saklamış oldukları bütün mumyaların izini sürüp yok etmek İspanyolların 27 yılını almıştı.) Ölü hükümdarlara hala hayattalarmış gibi davranılıyordu ve her birinin “bakımı” bir hizmetkarlar ordusunun çalıştığı çok büyük bir mülk aracılığıyla yapılıyordu. Ölü hükümdarların sayısı arttıkça onları ve artan nüfusu, özellikle de üretici olmayan elit tabakayı, -hükümdarların akrabası olan veya soyundan gelen panaqa’yı- besleyecek daha çok araziye ihtiyaç oluyordu. Ayllu bünyesindeki kamu çalışmaları uygulaması, İnka devleti tarafından her yurttaşın toprakları işlemek için işgücü sağlayacağı, yapı projelerinde çalışacağı veya orduda hizmet vereceği şekilde genişletilmişti. 15. yüzyılın sonuna gelindiğinde Inka imparatorluğu, Mezo Amenka’daki Aztekler gibi, kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan bir krizle karşı karşıya kaldı. Her iki imparatorlukta toplumlarının merkezi kurumlarını ayakta tutmak için daha çok toprağa ve insana ihtiyaç duyuyordu, ya ölü kralların bakımı için arazi veya Huitzilopochtli için kurbanlar olmalıydı. Her ikisi de, mümkün olan yayılma ve kontrolün sınırlarına ulaşıyordu. Inkaların kolayca ele geçirebilecekleri topraklar artık yoktu ve Huayna Capac, hükümdarlığının (1493-1525) büyük bir bölümünü, bugünkü Ekvator’da yer alan nispeten küçük bir bölgeyi fethetmeye çalışarak geçirmişti. Mesajların imparatorluğun sınırlarından Cuzco’ya ulaşması iyi geliştirilmiş yol sistemi ve (Inkaların seleflerinden miras olarak aldıkları) devlet ulaklarıyla bile 10 günden fazla sürüyordu. Bu nedenle, özellikle de giderek daha çok insan grubu dahil edildiği için, imparatorluğu kontrol altında tutmak çok zordu. Bu sorunların birçoğu, 1525’de Huayna Capac’ın ölümüyle Inka împaratorluğu iç savaşa gömüldüğü zaman olgunlaştı. Savaş ölü kralın iki oğlu -Huascar ve Atahualpa- arasinda yapılıyordu, İkincisinin hak iddiası daha zayıftır çünkü o saf bir taht verasetini garanti etmek için düşünülmüş olan kardeş evliliğinden doğmamıştı. Bununla birlikte, ordunun büyük bölümü onun tarafındaydı. 1532’deki kritik öneme sahip savaşı kaybeden Huascar daha az seviliyordu, çünkü Inka toplumunun meşruiyet kazandıran, aynı zamanda Inka devletinin temel zafiyeti olan, önemli unsurlarından birine, muazzam toprakların ölü hükümdarların bakımına ayrılmasına, bir son vermek niyetindeydi. 1532’de geldiklerinde Ispanyollar, Azteklerde olduğu gibi, çok ciddi bir ölçüde zayıf düşmüş bir Inka imparatorluğu’yla karşılaştılar.