Mayaların MS 900 dolaylarında çökmesi, Mezo Amerika’da “Klasik” dönemin sonunu belirledi. Klasik sonrası (İspanyolların fethine kadar süren) dönemin özellilkleri, yoğun savaşlar ve savaşçı zihniyet, halkların göçü ve geçici imparatorlukların kurulmasıdır. Buna paralel olarak bu toplumların işlerliğinde merkezi hale gelen insan kurban edilmesine giderek artan bir önem verilmiştir. Teoühuacan’ın sonra, Orta Meksika’da bir dizi küçük devlet kuruldu. Bir Mixtek halkı MS 800 dolaylarında Puebla’daki Cholua’yı fethetti ve kuzeye, Meksika vadisinin içine girdi, Xochicalco’yu merkez alan bir devlet kurdu. Daha da önemlisi, sayısız grubun Meksika’nın kuzeyinden yerleşik çiftçi toplumların ötesinden ana merkezlere göç etmesiydi.

aztek-1

Bu kavimlerin en önemlisi 10. yüzyılın başlarında Topiltzin’in liderliği altında başkentlerini Meksika vadisinin kuzeyindeki Tula’da kuran Tolteklerdi.topiltzin

MS 1 000 dolaylarında imparatorlukları Orta Meksika boyunca sahilden sahile uzanıyordu. Tula’daki muazzam yerleşmenin tamamında, Teotihuadn’ın ve Maya kentlerinin aksine, hemen hemen hiç kazı yapılmamıştır. Burası pirarnitleri, meydanları ve sütunlu salonlarında tanrıların az bulunduğu ama savaşçıların alışıldık olduğu re- sirnleriyle bir yapılar topluluğuydu. Toltekler daha sonra çakal, jaguar ve kartal olarak adlandırılan olasılıkla totem kökenli çok sayıda askeri nizarnlar halinde sı­ nıflandırılmışlardı. imparatorluk, 1 1 60 dolaylarında Tula neredeyse tamamen tah- rip edildiğinde yıkıldı. Piramitlerden birinin içine muazzam bir hendek kazılmış ve heykeller içine atılmıştı. Bu yıkım daha sonra Çiçimekler yani “köpek insanlar” diye bilinen bir grup tarafından yapılmıştı. Bu, aşağı yukarı “barbar”la eşanlarnlı bir hakaret terimiydi ve Meksika’nın kuzeyindeki kabile gruplarına atıfta bulu- nuyordu. Tula düşmeden önce Tolteklerin etkisi Yucatin’a yayılmıştı.Yarımadanın kuzeyinde klasik Mayaların tropik cangıl ovalarından çok farklı çevre şartlarında Chichen İtza gibi büyük merkezler kurulmuştu. Bu yerleşmede Klasik sonrası dünyanın birçok kilit özelliği bulunmuştur: tzompantli, insan kafatasları için raflar, ve chacmools, midelerinde insan kalplerinin konulduğu bir hazne bulunan uzanır haldeki figürler. 1 250 dalaylarından sonra Chichen İtza hızla geriledi ve Yucatan sahilinde gelişmiş bir ticareti denetim altında tutan Tulum ve Cozumel gibi diğer kasabalada birlikte Mayapan’da yeni bir başkent ortaya çıktı. Oaxaca’da da Klasik Monte Alban yerleşmesi terk edildi ve bölgede 750-800 arasında egemen olmak üzere Mitla gibi yeni savaşçı merkezler gelişti.

Tula’nın 12. yüzyılın ortasında düşmesinden sonra Meksika vadisi, Toltek dev- letini tekrar kurmaya çalışarak bitmek bilırıez değişen ittifakıara ve savaşlara girişen bir dizi küçük şehir devleti arasında bölündü. Nihayet 1 420’lerin sonlarında, bu gruplardan daha sonra Aztekler denen bir tanesi (Meksikalar), tüm vadinin kont- rolünü ele geçirdi ve 1519-20’de İspanyolların fethinden önce, Orta Meksika’nın büyük bir bölümünü içeren bir imparatorluk kurdu. “Aztek” yanıltıcı bir isimdir;İspanyolların fethinden önce kullanılınıyordu. 20. yüzyılın başlarında yaygın hale geldi ve Meksikaların efSanevi yurdu Azdan’dan türetilmişti. Vadiye Tula’nın düş­ mesinden sonra giren, gölün üzerindeki bir adada küçük Tenochritlan kasabasını ve sonra imparatorluklarını kuran küçük bir gruptu. Bununla birlikte Aztek adı artık o kadar yaygındır ki onu kullanmaktan kaçınmak neredeyse mümkün değil. Aztek devletinin kuruluşu İspanyolların fethinden 100 yıldan daha kısa bir süre öncesine dayandığı için, Avrupalılar tarafından yazılacak olan, olayların akışına dair sözlü an- latılar unutulmamıştır. Bunlar çok sınırlı sayıda kuruma sahip, akrabalığa dayalı bir toplumun aristokrat bir elit sınıfa, çok sınıflı bir topluma ve aşırıya kaçmayan güçlü bir devlet yapısına nasıl dönüşebildiğine, içeriden çok ilgi çekici bir ışık tutar. Daha önceki uygarlıklarda liderler savaşta başarı elde edip parladıkça, kendileri için daha büyük güç edindikçe, devletin ilkel kurumlarını oluşturup elit sınıfla birlikte gide- rek dengesiz bir toplum yarattıkça, genel hatlarıyla birçok kez tekrarlanmış olma;ı gereken bir süreçtir bu. Meksika toplumunun temeli, 14. yüzyılın ortasında Meksika vadisine geldik- ten bir süre sonra 15 calpullin ‘di. Bunlar yerleşik, akrabalığa dayalı ve ekonomik gruplaşmalardı. Her birinin kendi okulu ve tapınağı vardı, ancak toprak, onu işlemeye devam ettikleri sürece bir sonraki nesillere devredebilen ailelere aitti. Calpullin askeri örgütlenmenin de temel birirniydi. Akrabalık grupları olmalarına rağmen, sadece aralarında değil kendi içlerinde de oldukça farklılıklar vardı ve bunlar nesilden nesile aktarılıyordu. Calpullin liderliği teorik olarak seçime açık olmakla birlikte, uygulamada soydan geçiyordu.

Meksikaların ilk hükümdan yani tlatoani, Culhuacan kentinin 1 370’te zorla kabul ettirdiği muhtemelen Toltek asıllı bir yabancıydı. Gerçi ilk üç tlatoani çok sınırlı bir güce sahip savaş önderlerinden daha fazlası değildi. Meksikalar doğudaki Acolhua konfederasyonuna karşı olan, vadinin batısında- ki Tepanek grubunun bir parçasıydı. 15. yüzyılın başlarında Meksikalar Tepanek konfederasyonu içinde daha güçlü olmaya başlamışlardı ve nispeten silik tanrı­ kahramanları, Huitzilopochtli, koruyucu tanrıianna dönüşmüştü. Aztek devle- tinin oluşumundaki kilit olaylar 1 426-1 428 arasında meydana geldi. Tepanekler Acolhua konfederasyonunu yendiler, ancak zaferden kısa bir süre sonra liderle- ri (Tezozomok) ölünce Meksikalar iktidarı ele geçirme fırsatından yararlandılar. Acolhua konfederasyonundaki Texcoco’nun sürgünde olan hükümdan ve kendi Tepanek gruplarındaki küçük Tacuba kentiyle ittifak yaptılar ve Meksika tlatoanisi İtzc6atl’ın önderliğinde rakiplerini yendiler.

Meksikalar ittifakta hakim durumda olup gerçek hükümdarlar olmalarına rağmen, bu üç kentin “üçlü ittifak” ı vadinin kontrolünü ele geçirdi. Meksikaların elit sınıfı, Meksika kurumlarına yeniden şekil vermek, kendi po- zisyonlarını güçlendirmek ve bir Aztek devletinin ana hatlarını oluşturmak için muazzam ölçüde artan prestijlerinin sağladığı fırsattan yararlandı. Süreç 1428’de tüm tarihi ve dini metinlerio yakılmasıyla başladı. Güç, her biri kraliyet ailesinden gelen ve içlerinden birinin bir sonraki tlatoani olarak seçilecek olan 4 kişi- den oluşan bir kurulun danışmanlığını yaptığı tlatoani’de toplanmıştı. Oldukça dengesiz bir toplumun yaratılmasının anahtarı, 1428’deki felihlerden kaynakla- nan haraç ve arazilerin dengeli bir şekilde paylaştırılmayıp, imparatorluk ailesi ve onu destekleyen elit tabaka için ayrılmasıydı. Bu dengesizlik İtzcoatl ve halefi 1. Montezuma’nın fermanlarıyla resrnileşti. Bu fermanlar pipiltin (asil) ve macehualtin (sıradan yurttaş) sınıflarını belirledi; sadece birinciler çok eşli olabiliyor ve iki katlı evlerde yaşayabiliyorlardı ve giymelerine izin verilen elbiselerin tipiyle de ayırt edilebiliyorlardı. Azteklerin 15. yüzyılın geri kalan kısmındaki yayılma hamlesinin iki kaynağı vardı. İlki, elit tabakanın fetih ve haraçtan kaynaklanan refah ve güç arzusu, ikin- cisi, 1420’lerin sonlarındaki yeniden yapılanmasının bir parçası olarak devlet kül- tü ve Azteklerin başarısının güvencesi haline gelen Huitzilopochtli’nin oynadığı roldü. 1 428’de artık daha önce çok küçük bir ölçekteki insan kurban etmenin, Huitzilopochtli’nin, güneşin, evrenin varolan düzeninin ve dolayısıyla Aztek hal- kının devam ettirilmesinde çok önemli olduğu kabul ediliyordu. Fetihler, henüz canlıyken kalpleri sökülerek kurban edilebilecek esirleri sağlıyordu. Kurbanlardan geri kalan, yemeleri için halk arasında dağıtılıyordu.

Tenochtidan’ın merkezinde yer alan (gece gündüz eşitliğinde güneşin tapınağın üzerinde doğacağı şekilde yönlendirilen) Büyük Tapınak’ın Huitzilopochdi’ye adanması gibi önemli du- rumlarda dört gün süren tören boyunca yaklaşık 10.000 kişi öldürülmesine rağ­ men, muhtemelen her yıl yaklaşık 1 5.000 kişi kurban ediliyordu. Azteklerin yayılma güdüsünün bir bölümü, özellikle 1 450-1 454’teki büyük kıtlığın ardından, ekonornikti. Guatemala’nın Pasifik salıilindeki Socunusco kral- lığı ile birlikte, bereketli Körfez salıili fethedilrnişti. Yiyecek, haraç ve kurbanlık esir sağlamak üzere fetihlere duyulan ihtiyaç imparatorluğun idaresine az önem verildiği anlamına geliyordu. Önce kolay fetbedilen yerler alınıyordu, ancak im- paratorluğun merkezinin yakınında yer alan dağlık Tlaxcala krallığı gibi zor ele geçirileceği görülenler genellikle rahat bırakılıyordu. Fetbedilen bölgeler önce- likle esirler alındıktan sonra ve Tenochtitlan’a haraç gelmeye devam ettiği süre- ce, genellikle yerel elit’ tabakanın kontrolü altında bırakılıyordu. Bu kaçınılmaz olarak bitmek bilmeyen isyanlara ve yeniden fetihlere yol açıyordu. İçeride ise zanaatkarlar ve tüccarlar kente geldikçe ve Aztek nüfusu arttıkça başkent hızlı bir şekilde büyüdü. Gölde inşa edilen mevcut bahçe ve tarlalar (chinampaslar) halkı besiernekte yetersiz kalınca muazzam ıslah projelerine girişildi. Buna rağmen, 15. yüzyılın sonunda Aztek İmparatorluğu hızla bir krize yaklaşıyordu; topadanmaya ihtiyacı vardı; yayılmanın başlangıç aşaması büyük ölçüde son bulmuştu ve etkili bir kontrol için çok büyük olan bir alana çoktan yayılmıştı. Daha uzağa yayılma Oaxaca Vadisi’ndeki devletler tarafından engelleniyordu ve nüfusu sömürmeyi çok fazla zorlaştıran kuzeyde ve güneyde oldukça dağınıktı. Bununla birlikte, Az- tek devletinin iç dinamikleri, herhangi bir toparlanmanın acil sorunları büyütmeye yol açması anlamına geliyordu.

 

Elit tabaka fetihlerle gelen haraca muhtaçtı ve Aztek dünyasının kaderi, Huitzilopochtli’ye insan kurban etmeyi sürdürmeye bağlıydı. Fetihterin olmaması kurban temin etmenin sona ermesi demekti ve bir esir tüccarı sınıfinın ortaya çıkması bile yeterli sayıları sağlayamıyordu. Son Aztek hükümdan II. Montezuma’nın saltanatı sırasında (1502- 1 520) bu sorunlar daha da kaygı verici olmaya başladı. Bu hükümdar zamanının büyük bölümünü selefi Ahuitzod’un (1 486- 1 502) fethettiği düşünülen yerleri yeniden fethetmekle geçirdi; daha uzağa yayılmak çok zor olduğu için, daha önce karşıta­ şılmış olan sorunlara rağmen, imparatorluğun merkezine yakın olan Tlaxcala gibi yöreleri fethetmeye kalkıştı. Seferler haraç veya esir açısından pek bir şey sağlama- dı ve sırf bu nedenle iç gerilimler arttı. Yöneticilere baskı yapma ve merkezi kont- rolü artırma girişimi hoşnutsuzluğa ve isyana yol açtı. Tüm bu sorunlar İspanyollar için 151 9’da buraya geldiklerinde yararlanacakları bereketli bir ortam yaratmıştı.