Avustralya yerlileri yaradılış, tabiat ve din hususundaki anlayıştan ba­kımından en alt sırada bulunan insan topluluktan arasındadır. Avrupalıların ilk kez karşılaştıklarında, ne herhangi bir şeye tapınıyorlardı, ne de bir Yaratıcı fikrini sahiplerdi; ve burada beyaz insanlarla temaslarının neticesinde geçirdikleri değişimin beraberinde getirdiği çeşitli an­layışlar ile igili bir açıklama yapmak gerekli değildir. Geceleyin ortalıkta dolaşan ve görülebilmesi mümkün olan kötü ruhlarla ilgili bir inanışları vardır. Bunların neden oldukları hastalıklara karşı, ruh kovucuların yar­dımına başvuruluyordu; ve bunlar, çeşitli büyülü söz ve fiillerle hastalı­ğı hastadan uzaklaştırıyorlardı. Ruh kovucular, orta yaşlı veya yaşlı er­keklerdi, bu işin sırlarını tabiatüstü bir kaynaktan, ataların hayaletlerin­den veya ruhlardan özel bir şekilde almışlardı; kendilerini başka bir şe­ye dönüştürebilecekleri veya görünmez hale getirebilecekleri kabul edi­liyordu. Yağmurun, rüzgârın, gök gürlemesinin vs. meydana gelmesinin onların ellerinde olduğuna inanılırdı. Bu adamların kabaca da olsa tıbbi becerilerinin olduğu kabul edilebilir. Fakat bunların, değişik vasıtalarla, bir düşmanın yıkımını yahut felaketini sağlayabilecek güce sahip olduk­larına inanılmaktaydı. “Journal of the Anthropological Institute” c. xvı’da (1887) Mr. A. W. Hovvitt Avustralya büyücü hekimiyle ilgili değer­li bir açıklama vermiştir. Avustralyalılar rüyaların gerçekliğine güçlü bir şekilde inanıyorlar, uyku esnasında ruhun bedenden ayrılıp, diğer ruh­larla buluştuğunu kabul ediyorlardı.

sudan-commoro-chief-of-the-latooka-tribe-print-1865-91745-p

Çeşitli Avustralya Kabilelerinin şunlara inandığı bildirilir: (1) Bazı şeyler kendiliğinden vardır, yaratılmamıştır, bunlar başka şeyleri mey­dana getirmiştir. (2) Her şey bulutların arasında yaşayan ve Üç çocuğu olan bir baba tarafından var edilmiştir. (3) Büyük bir yılan her şeyin ne­denidir.

Güney Avustralyalılar güneşin, ayın ve yıldızların bir zamanlar yeryüzünde bulunan canlı varlıklar olduğuna inanıyorlardı.

glen_namundja

Ani ölümler düşman kabilelerin büyülerine bağlanır. “Büyücüyü bul­manın yöntemi, ölen kişinin mezarının etrafındaki alanı temizlemek ve üzerinden geçen bir hayvanın en küçük bir izinin -bir böceğinkiler yeterlidir- peşinin sürülebilmesine elverecek derecede dümdüz etmek­tir. Bu yaratığın takip ettiği istikamet büyücünün yaşadığı yönü göste­rir; ve ölen kişinin en yakın akrabasından birisi görevi üstlenir ve bu uğurda yüzlerce mil yol alır. Yerlilerin kamp kurduğu bir yere geldiğin­de onlarla dost olur ve yabancının her tarafa dağıtmaya özen gösterdi­ği yiyecekten yerken öksürüğe yakalanmakla kendisini ele vermiş olan büyücüyü öldürme fırsatı çıkıncaya dek onlarla günlerce birlikte olur. Gömülmemiş olanların ruhlarının kötü ruhlar olarak yeryüzünü istila et­tiğine inanılır. Bir Avustralya kabilesi, hayaletlerinin Spencer Körfezin­deki adaların sakinlerini oluşturduğuna İnanır.

“Bir Queensland kabilesi ölülerinin beyazlaştığını düşünüyordu, çün­kü yenmek İçin derilerinin yüzüldüğünde böyle olduğunu görmüşlerdi; ve ilk kez beyaz adamla karşılaştıklarında gerçekten, bunların geri dön­müş olan kendi ölülerinin hayaletleri olduğuna inanmışlardı. Sir Geor UerGrey’in daha önce Swan Nehrinde boğulmuş olan geri dönmüş bir çocuk olduğu düşünülmüştü. Başını göğsüne yaslayıp hıçkırıklara bo­ğulmuş yaşlı bir kadın, ‘Evet Evet; bu o” diye bağırmıştı.

Avustralyalıların cenaze törenleri basit, fakat oldukça değişiktir. Bel­li başlı biçimleri cesedin gömülmesi, bir ağacın İçine yerleştirilmesi ve yakılmasıdır. Dul kadınlar genellikle başlarını traş ederler. Ölümlerin ardından, meziyetlerine göre ölü İçin ilahiler ve şarkılarla methiyeler düzülür. Çoğu Avustralyalı ölümle hayalet yahut ruhların. Kimi zaman bir başka kişiye geçerek ya da ortalıkta başıboş dolaşarak yaşadıktarına inanırlar ve ondan başıboş dolaşmayı bırakıp bir başka kişinin içine girmesini dilerler. Bazıları bunların yukarılarda bir yere, göklere yükseldiğine inanır, fakat hâlâ yeryüzündeki mekânlarını ziyaret edebilirler. Yakın zamanlarda Avustralyalılar hakkında kaydedilmiş ayrıntılı İnançların çoğu, aslında beyazların ziyaretleri ve misyonerlerin faaliyetlerinin bir sonucu olarak görülebilir.